Paris-Fransa Öyküleri

Paris Korosu’ndan Cahit Berkay’lı Yeşilçam konseri!

13 Ocak 2016
IMG_4810

Paris Türk Müziği Korosu olarak şefimiz Selin Tenik yönetiminde verdiğimiz konserlerden birinde..

Paris Frankotürk Türk Sanat Müziği Korosu’nun 15 Ocak Cuma akşamı vereceği konserin repertuvarı, bir döneme damgasını vuran Yeşilçam’ın ölümsüz şarkıları! 16 şarkı ile dört enstrümantal eserin seslendirileceği konserin onur konuğu ise, Yeşilçam filmlerinin dev bestecisi Cahit Berkay! Berkay, konser açılışında Türkiye’de küçük büyük herkesin yüreğini dağlayan bir kült filmin, ‘Selvi Boylum Al Yazmalım’ ile İlyas Salman, Şener Şen ikilisinin unutulmaz ‘Çiçek Abbas’ filminin müziğini, kendi curasıyla yorumlayacak. Bu yazıyı yine benim imzamla, Radikal gazetesinin 14 Ocak 2016 tarihli yayınından da okuyabilirsiniz.

Yesilcam konser afisimiz

15 Ocak Cuma akşamı Paris’te vereceğimiz Yeşilçam Konseri afişimiz..

Doğup büyüdüğüm İstanbul’un Eyüp semtindeki halk bahçesinden yükselen ‘Nnnayır n’olamaz’lı repliklere eşlik eden ve Türkiye’de herkesin bilinçaltına neredeyse bıçakla kazınan Yeşilçam şarkılarını bir gün Paris’te, hem de dev Cahit Berkay’ın onur konuğu olacağı bir konserde seslendireceğimizi nereden bilebilirdim ki… Türkan Şoray’lı, Emel Sayın’lı, Zeki Müren’li, Hülya Koçyiğit’li, kimi gözü yaşlı, kimi absürd, kimi maceralı, kimi komik onlarca filmin artık dilimizin, kulağımızın bir parçası olmuş unutulmaz eserlerini bir gün Türk, Fransız, Mısırlı, Tunuslu, Arjantinli ve daha nice milliyet-dinden gelme korist ve müzisyen dostlarla yorumlayacağımızı, çalıp söyleyeceğimizi hayal edebilir miydim? Hem de Paris’te!

Fransa’da Yeşilçam’la büyümek!

haziran 2014 gumus at odulu

Paris Türk Müziği Korosu’nun genç şefi Selin Tenik 2014’te korosuyla 4. Gümüş At En İyi Grup Ödülü’ne layık görülmüştü.

“Bayılıyorum Yeşilçam dönemine, filmlerine, şarkılarına” diyor Paris Korosu’nun genç şefi Selin Tenik. “1996’da Fransa’ya Türk televizyonu bağlandığından beri hem burada hem Türkiye tatillerimizde Ediz Hun’ları, Türkan Şoray’ları hep seyrettik..” Tenik, 1984 Fransa doğumlu. Müzikle uğraşısı dokuz yaşındayken piyano ile başlıyor. 2000 yılında Montreuil Ulusal Müzik ve Dans Akademisi’nden mezun olup, Paris’te üniversitede psikoloji eğitimi alıyor. 2012 ise Paris Türk Müziği Korosu’nu kurduğu tarih. UNESCO Uluslararası Filarmoni Korosu’nda soprano koristlik de yapan Tenik, koro yönetmenliği ve şefliği eğitimine Paris Konservatuvarı’ndan Philippe Maze ile devam ediyor. Genç şefin Paris Korosu’nu kurmasının amacı, Türk kültürünü Fransız-Türk karma bir aktiviteyle, müzik vasıtasıyla, doğup büyüdüğü Fransa’ya tanıtmak. Daha önce ‘Paris’te bir İstanbul Havası’ başlıklı İstanbul şarkıları konseri başta olmak üzere birbirinden ilginç temalarla konserler hazırlayan Paris Korosu’nun 15 Ocak Cuma akşamı vereceği Yeşilçam konserinde, klasik enstrümanlar ve koro eşliğinde farklı bir yorum yakalamaya çalışacaklarının altını çiziyor. “Mesela ‘Seven Ne Yapmaz’ bugüne kadar hiç yapılmamış, bambaşka bir yorumla seslendirilecek.”

Arjantinli udi Yeşilçam’la tanışınca..

Ignacio Naon2

Arjantinli udi Ignacio Naon gerek Türkiye’de gerekse Yunanistan’da Türk hocalardan dersler almış.

Gerçekten de Yeşilçam şarkıları belki de ilk kez bambaşka bir içerikle çıkıyor görücüye. Bir kere kullanılan enstrümanlar klasik, ayrıca bir koro tarafından seslendiriliyor. Yakın zamana kadar Yeşilçam döneminden haberdar olmayan ve şarkılarla konser projesi sayesinde tanışan Arjantinli udi Ignacio Naon, “Şarkıların çeşitli versiyonlarını internetten dinledim ancak ben koronun seslendirmesini çok seviyorum” diyor. “Ayrıca enstrümanları daha klasik bir üslupla çalıyoruz. Yeşilçam repertuvarı tabii ki özellikle Türk seyirciye sesleniyor, geçmişleri, hatıraları hep bu şarkılar..” Müziğe klasik gitarla başlayan, Fransa’da Yunanlı müzisyenlerden İzmir Rebetiko müziğini öğrenen, Bulgar, Ermeni müzikleriyle tanışan Naon İstanbul’da Mehmet Bitmez’den, Yunanistan’da ise Yurdal Tokcan’dan dersler almış. Bu arada belirtelim: Naon, Paris’teki Arjantin Kültür Evi’ndeki tango orkestrasında gitarıyla yer alıyor. Arjantin ve Fransa başta olmak üzere çok sayıda ülkede konserler veren Naon, “Her şeyden önce gitaristim ama udu çok seviyoum. Çünkü hayranı olduğum, hayli ince ve estetik bulduğum makamları çalmama izin veriyor. Gitarla makam çalmaksa hiç mümkün değil” diyor.

Fransız neyzen Adrien Espinouze ile Yeşilçam şarkıları..

adrien

Neyzen Adrien Espinouze’un Paris’teki evinde, hakkında Cumhuriyet gazetesine yazdığım bir yazı için çektiğim fotoğrafı..

Fransız neyzen Adrien Espinouze ise neyle, Yeşilçam şarkıları konusunda yepyeni bir deneme yaptıkları düşüncesinde. “Ney, bu şarkıların ideal enstrümanı değil muhakkak! Ama ilginç olan, alışkanlıklarımızdan çıkarak yepyeni bir şey deniyor olmamız. Bir çeşit egzersiz, küçük bir meydan okuma diyelim.” Konservatuvarda eğitimini aldığı klasik Batı müziği ile sonrasında yaptığı caz müziğinden sıkılan Espinouze yıllar önce bambaşka bir müzik arayışına girmiş. Paris’te tamamen tesadüfen karşılaştığı ney ve neyzen Kudsi Erguner’in derneği, ardından İstanbul’u, Galata Mevlevihanesi’ni, Konya’yı, neyzen Süleyman Erguner’i, ney yapımcısı-neyzen Ali Erol’u getirmiş hayatına. Bugün Paris’te bir ortaokulda müzik öğretmenliği de yapan Espinouze, meraklısına ney dersleri de veriyor. Başta Fransa ve Türkiye olmak üzere Avrupa’nın çeşitli ülkelerinde, ayrıca Fas, Azerbaycan ve Özbekistan’da çok sayıda konseri olmuş neyzenimizin. (Adrien Espinouze hakkında Mart 2014’te Cumhuriyet’e yazdığım yazı için tıklayın.)

Tunuslu kanuni Nidhal Jaoua Türk müziği üzerine yüksek lisans yapmış..

DSC_0891

Tunuslu kanunimiz Türkiye’de Göksel Baktagir, Halil Karaduman gibi önemli hocalardan dersler almış.

‘Feride’lerin, ‘Ben seni unutmak için sevmedim’lerin iç gıdıklayıcı nağmelerinin bir bölümü de kanun sanatçısı Tunuslu Nidhal Jaoua’dan geliyor tabii. Tunus’ta konservatuvarda Doğu Müzikleri eğitimi alan ve Türk müziği üzerine bir de yüksek lisans hazırlayan Jaoua, Göksel Baktagir, Halil Karaduman, Aytaç Doğan gibi önemli isimlerle staj da yapmış. Ardından Paris Sorbon Üniversitesi’nde müzikoloji bölümünde ikinci yüksek lisansını yapan Jaoua, Paris banliyölerinden birinde müzik öğretmeni. Fransa’da seyircinin pek tanımadığı kanunu Türkiye’den gelme. Fransızlar’ın kanunla ilgili yorumlarını soruyorum: “Enstrümanı hem görüntü olarak çok güzel buluyorlar, hem de sayesinde bir çeşit yolculuğa çıktıklarını, rüyaya daldıklarını söylüyorlar.” Türk müziğinin Tunus müziğine benzeyip benzemediği soruma ise, “Teknik anlamda çok büyük benzerlikler var” diyor. Ayrıca ‘Ada sahilleri’ başta olmak üzere bazı parçaların kendilerinde de Arapça versiyonuyla çok ünlü olduğunun altını çiziyor.

Vurmalılarda Antoine Morineau!

DSC_0897

Üniversitede İran dili ve edebiyatı okuyan, bugün İran ve Türk müziğiyle iç içe Fransız müzisyen Antoine Morineau..

Paris Korosu’nda söylediğimiz şarkıların vazgeçilmez eşlikçilerinden biri de vurmalı çalgılarla Fransız Antoine Morineau muhakkak. Üniversitede Fars dili, tarihi ve edebiyatı okuyan, son on yıldır Türk müziğiyle de uğraşan Morineau, bendir (daire) ve zarb (darbuka) başta olmak üzere vurmalı çalgılarla, çeşitli gruplarla geleneksel İran müziğinin yanı sıra caz füzyon gibi modern denemelerde, konser ve CD kayıtlarıyla yer alıyor.

Trabzonlu göçmen ailenin bağlama tutkunu mühendis oğlu!

Murat Baş

Fransa’da Yeşilçam’la büyüdüğünü söyleyen Murat Baş 15 yaşından beri bağlamaya tutkun..

Bunca profesyonel müzisyen arasında bağlamasıyla bulunmanın kendisi için tek kelimeyle ‘gurur verici’ olduğunun altını çizen Murat Baş, aslen mühendis. Trabzonlu anne babanın Fransa’da doğup büyümüş çocuğu Baş, 15 yaşında evlerine gelen bir misafir sayesinde tanıştığı bağlamayı kendi imkanlarıyla, okula gitmeden öğrenmiş. Tıpkı şefimiz Selin Tenik gibi o da Fransa’da doğup büyümüş olmasına rağmen Yeşilçam filmleri ve müzikleriyle yetişmiş. 15 Ocak konserimizin temasının Yeşilçam olduğunu ise şimdilik ailesine ve arkadaşlarına söylememiş. “Büyük sürpriz olacak” diyor.

Peki koristler, yani biz?

IMG_4353

3. Paris Belediyesi’nde verdiğimiz bir konserden..

en ondeki korist benimHer biri farklı ufuklardan gelen ve bu müziğe gönlünü koyan 30 kadın, 10 erkek korist! Temeli sadece birkaç yıl önce, müzisyen-psikolog Selin Tenik tarafından atılmış Paris Korosu’nun her hafta yaptığı provalara mümkün olduğunca düzenli ve disiplinli katılmaktaki amaç, sevgili Selin’in söylediği gibi, “Bu girişimi devam ettirmek!” Çalıştıkları tüm parçaları neyzen Adrien Espinouze sayesinde tek tek notaya döktüklerini, şarkı sözlerini gerek yabancı müzisyenler gerekse Fransız seyirci için tercüme ettiklerini vurgulayan Selin Tenik, “Devam etmek en önemlisi. Çünkü bir iki konser yaparsınız ama zaman içinde sürebilmek zor. Amacımız mümkün olduğunca çok yeni insanla tanışmak, Fransız’lara açılmak. Tabii Paris Belediyesi ile işbirliğimizi sürdürmek de çok önemli.” Peki Yeşilçam’dan sonraki tema? Sadettin Kaynak.. ‘Yadeller aldı beni’, ‘Çile bülbülüm’, ‘Leyla bir özge candır’, ‘Muhabbet bağı’ ve daha nice ölümsüz eserle gönül bağımıza taht kurmuş bir büyük! Anlayacağınız, Paris Korosu’nun Yeşilçam’dan sonra yelken açacağı yeni denizi Sadettin Kaynak olacak..

f93f90_f36128cbba48ab92e23ee017bb70e3df.jpg_srz_p_788_525_85_22_0.50_1.20_0.00_jpg_srz

Bloga yazdığım bu yazı Radikal ve Hürriyet gazetelerinde de yer aldı:

Radikal-Kultur Sanat-Paris Korosu

Blog yazıma tümüyle yer veren Radikal gazetesinin haber spotu..

hurriyet internet-paris korosu

Hürriyet’in, Radikal’den alıntı yaptığı Paris Korosu Yeşilçam konseri yazımın spotu..

Hurriyet internet-paris korosu2

Hürriyet’te yer alan kısa metin..

Paris Korosu’nun 15 Ocak 2016 Cuma akşamı verdiği Yeşilçam konserinden..

konser15ocak2016

Kadın koristlerin yeşil fularlarla, sevgili şefimiz Selin Tenik’in ise yeşil bir elbiseyle Yeşilçam’a göz kırptığı konserimizden..

15 Ocak 2016 tarihli konserimizden bir video:

You Might Also Like

2 Comments

  • Reply Haldun 24 Ocak 2016 at 21:22

    Konudan konuya atlamak gibi olacak ama Yeşilçam veya bir başka değişle Türk sinama sektörü neden 1950-1970 arasındaki hızını daha sonraki dönemde koruyamadı merak ediyorum. Oysaki özel kanallar ve renkli TV ancak 1990 başında ortaya çıkmıştı. Yerli TV serileri ise ancak 1995’lerde başlamıştı ve 2003’lerden itibaren hızlandı. TV’nin çok geç gelen rekabetine rağmen Yeşilçam’ın o kadar erken çökmesi üzüntü verici. 1990’lardan sonra akılda kalan ve Türkiye dışında ilgi gören yapımlara bakınca hep Türkiye’nin sorunlarını irdeleyen ve onları eleştirisel olarak öne seren filmler olduğu görülüyor. Mustang’ın, Yol’un vb… çıkışında insanların reaksiyonları hala kulağımda. Neden Türk sineması yada Türkiye ile ilişkili yönetmenler neden romantik, komik veya macera hikayeleri üretemiyor uluslararası anlamda ? Yazık. Bu arada Türkiye’de Mustang’ın hala sinemaya gelmediğini duydum buna da ayrıca şaşırdım (Bu arada unutmadan Ferzan Özpetek yukarıdaki eleştirinin dışında)

  • Reply admin 26 Ocak 2016 at 15:22

    Ah sormayin Haldun Bey, Mustang gercek bir komedi! 🙂 Fransa’dan ya da uzaydan ışınlanmış son model spor ayakkabili, mini şortlu, mayolu, babaannesiyle ‘sizli bizli’ konusan (dört ya da bes hatirlamiyorum) Nisantas aksanli ‘Karadeniz köylüsü’ kızın maceraları!.. Filmin her repligi bir komedi, oyle ki Turkiye’yi iyi taniyan esim filmin yarisina kadar bir ‘parodi’ izledigini sanmis :)))))) Ama tabii anlat anlatabilirsen Turkiye’nin yerel cesitliliginden bihaber Fransızlara.. :))))) Isin kötüsü bu kötü kalite film öylesine desteklendi ki Fransa’da, Oscar’dan falan söz edildi.. Pazarlama denen sey nelere kadir, inanilir gibi degil!
    Bu arada kesinlikle katiliyorum, Yesilcam devam etmeliydi, o naif ve sade haliyle hep ilgi cekecekti, eminim..

  • Leave a Reply