Paris-Fransa Öyküleri

Paris’in uçan balonundaydım!

4 Ağustos 2016
DSC_1250

Paris’in uçan balonu Ballon Generali… Fotoğraf: Aslı Ulusoy-Pannuti

Paris’e yükseklerden bakmanın tek yolu Eyfel değil muhakkak.. Bu işin çok daha keyifli ve maceracı bir yöntemi daha var: Eyfel’in tam karşısında sizi yerden alıp, 150 metre yüksekliğe çıkaran Paris’in uçan balonu! Bu yazıyı aynı zamanda CNN Türk’ün 4 Ağustos 2016 tarihli yayınından, yine benim imzamla okuyabilirsiniz.

DSC_1141

33 yıllık uçan balon pilotu Nicolas Roulier ile Paris Balonu ve mesleği üzerine… Fotoğraf: Aslı Ulusoy-Pannuti

Boynumda fotoğraf makinem, elimde kayıt aletim yola düştüğümde, ‘Benim gibi yüksekten ürken biri 150 metreye nasıl havalanır; yıllardır rehberliğini yaptığım bu güzel şehre sabit değil hava akışıyla sürekli sallanan bir zeminden nasıl bakabilir?’ gibi soruların hiçbiri aklımdan geçmedi doğrusu. Çünkü bu uçuş için tam altı ay bekledim! Pırıl pırıl güneşli günler de dahil şiddetli rüzgar nedeniyle hava şartları tam olarak izin vermediği sürece asla uçmadıklarını her telefonumda tekrarlayan uçan balon pilotu Nicolas Roulier bu kez beni kendi arıyor, “Hemen gelin” diyordu. “Hava nefis bugün, uçuyoruz!”

DSC_1161

Fotoğraf: Aslı Ulusoy-Pannuti

Uçan balon için sıraya girmiş yerli yabancı turistlerle ilgilenirken buluyorum onu. Güleryüzlü, hoşsohbet biri.. 33 yıllık uçan balon pilotu Roulier, sırayla herkesi alıyor balona. Uçuş öncesi hazırlıklarını soruyorum, “Öncelikle kapılar” diyor, “İyi kapanıp kapanmadığına bakıyorum.” Balon içi basıncın çok yüksek olmaması da uçuşlar için önemli, fazlaysa mutlaka azaltıyor. Sonra yolculara yöneliyor: “Paris Balonu’na hoşgeldiniz! Birazdan 150 metre yüksekliğe çıkacağız, yani Eyfel’in 2. katının biraz daha üstüne. Uçuş boyunca arzu ettiğiniz gibi yürüyebilirsiniz, korkmayın. Evet, şimdi kalkıyoruz!”

DSC_1126

Paris’e yükseklerden bakmak… Fotoğraf: Aslı Ulusoy-Pannuti

İşte o anda geliyor aklıma yükseklik korkum, saniyede bir metre yükselen balonun risklerini soruyorum hemen: “Bir sıkıntı yaşanmaması için balon kontrol sistemiyle yüklü. Tıpkı bir uçak gibi ama tabii çok daha basiti.. Çok kötü bir ihtimalle 150 metrede asılı kalırsak farklı iniş sistemlerimiz mevcut: Hidrolik paralel iniş sistemi ya da tamamen otonom, elektrikli iniş sistemi.. En kötü ihtimalle ve en basit yöntemle, balonun havasını azar azar boşaltıp, yavaşça inmesini sağlamak da mümkün tabii.”  Yükseldikçe balondaki sallantının arttığını, bu durumun normal olup olmadığını soruyorum, “Endişelenmeyin diyor, yükseldikçe rüzgar artıyor da ondan.” Peki balon için ideal rüzgar hızı hangisi? “Yerde 30-35 km’yi geçmemeli. Yağmur da bizim için bir engel. Yine, yağmursuz bir gün bile olsa sağanak, fırtına riski asla olmamalı.” Tam da bu nedenle Kasım 2015’ten beri çok az uçtuklarını söylüyor Roulier. Öyle ya, 2016’nın ilk altı ayı başta Paris Fransa’nın büyük bölümü için yoğun yağış ve selle geçti.

DSC_1184

Paris semalarında, ailecek… Fotoğraf: Aslı Ulusoy-Pannuti

Paris Balonu, sadece 150 metreye kadar çıkan turistik uçuşlarla sınırlı kalmıyor, aynı zamanda Paris’teki havanın kalitesini ölçmek için 300 metrelik bilimsel uçuşlar da yapıyor. Fransa’nın prestijli bilim kurumu CNRS’le işbirliği halinde çalışan balon, üzerindeki çeşitli alıcılar sayesinde o gün Paris’te havanın nasıl olduğunu anında bildirebiliyor: Balonun üzerinde yer alan ve Eyfel Kulesi, Zafer Takı başta olmak üzere Paris’in çeşitli anıt yapılarından oluşan ışıklı panolar koyu yeşilse hava çok iyi, açık yeşilse iyi, sarı ise vasat, turuncu ise kötü, kırmızı ise çok kötü anlamına geliyor. Roulier ışıkları gösterip, “Bugün hava iyi diyor, yani açık yeşil!”

DSC_1183

Ayağımız boşlukta mı ne?!? Fotoğraf: Aslı Ulusoy-Pannuti

Paris balonu uygun hava şartlarında 9:00-21:00 saatleri arasında her on dakikada bir uçuyor, yani günde 72 kez! Cumartesi pazar günleri yoğun ilgi gören balon bazı yabancı rehber kitaplarda yer alıyor, gelenlerin yüzde 20’si yabancı.. Yolcular kimi zaman evlilik teklifi, yıldönümü, çeşitli kutlamalar vs gibi ilginç nedenlerle de biniyorlar balona.

Nicolas Roulier’e balon pilotu olmak için gereken eğitimi soruyorum, “Sıcak havalı balon uçuşu eğitimi” diyor. “Bu temel eğitimin lisansını aldıktan sonra da bizim gibi profesyonellere başvurup formasyondan geçmek gerekiyor. O eğitimi verenlerden biri de benim. Süresi, tamamen gelen kişiye göre değişiyor.” Peki kendisi nasıl karar vermiş bu mesleğe? “Tamamen tesadüfen” diyor. “Bir arkadaşımın arkadaşı mongolfiyer uçuşu yapıyordu. Bir gün birlikte denedik, çok hoşuma gitti. Yavaş yavaş arkadaş olup ayrılmaz hale geldik ve 11 yıl boyunca çeşitli yarışmalarda uçtuk. Sonra da mesleğim oluverdi.” Başlangıçta Paris etrafında, yarışmalarda ise yurtdışında uçan Roulier’in Japonya, Avustralya, Afrika uçuşları var. “2 Fransa şampiyonası kazandık, 1 Fransız kupası aldık.” Yarışmalarda amacın, balondaki 70 gramlık torbayı belirlenen bir hedefe en yakın mesafede fırlatmak olduğunun altını çizen tecrübeli pilot, başarı için sürekli uçmak gerektiğini söylüyor. “Uçmak, uçmak, uçmak lazım, özellikle rüzgarın çok kolay olmadığı anlarda. Şampiyonalarda kolay rüzgar koşullarıyla uçulmuyor; ticari, turistik uçuşlardan en büyük fark da bu zaten. Rüzgarın riskli olduğu hava koşullarında hayli sert inişler yapmak gerekiyor, oysa ki Paris Balonu gibi turistik uçuşlarda tam tersi, yumuşak inmelisiniz. Bunun için de Paris Balonu’nda işin en zor yanı hava şartlarına göre uçup uçmamaya karar vermek. Meteoroloji verileri çok güvenilir olmadığından pilotun tecrübesi giriyor devreye. Hava sürekli değiştiğinden aynı gün içinde birden uçmama kararı almamız da gerekebiliyor. Yani bu konudaki sorumluluk tamamen pilota ait.”

DSC_1178

Paris Balonu’ndan… Fotoğraf: Aslı Ulusoy-Pannuti

Peki bugüne kadar balonda tatsız bir olay yaşanmış mı? “Hiç olmadı, sadece bir kez bir genç kız panik olup, gözlerini kapatıp çığlık atmaya başladı. Gözlerini tekrar açtırmam ve bağırmamasını rica etmem gerekti. Minik bir tokatla bağırmayı kesti, sakinleşti.. Bazen çok gerilmiş insanlar gördüğümüz oluyor ama bu çok psikolojik bir şey. Zaten çoğu zaman anlıyorlar ki korkacak bir şey yok.”

Bu arada balondakilere bakıyorum, genel olarak herkesin keyfi yerinde. İki çocuğu ve eşiyle gelmiş Pierre’e ne hissettiğini sorduğumda, “Sürekli salınma hissi” diyor gülerek, “Salınma ve rüzgarda uçma hissi!” Oğlu Clovis ise biraz ürkmüş ama ekliyor: “Harika bir duygu! Eyfel’i buradan görmek çok güzel!” Bir hanım ise hayli gergin, balonun kenar demirlerine sıkı sıkı tutunmuş durumda: “Televizyonda görüp geldim, değişik bir his ama korktum doğrusu!”

DSC_1221

Fotoğraf: Aslı Ulusoy-Pannuti

Nicolas Roulier’den, bugüne kadar 800 bin kişinin uçtuğu Paris Balonu hakkında, Türk turiste birkaç şey söylemesini rica ediyorum: “Paris Balonu, Paris’teki en güzel balkonlardan biri. Tabii ki şehri seyretmek için Eyfel Kulesi de var, üstelik bizden daha yüksek ama o sabit bir yapı; yürüyerek ya da asansörle çıkabiliyorsunuz. Oysa ki balonun güvertesindeki salıntı güzel bir duygu. Siz de gördünüz, korkacak bir şey yok. Hareketli bir balkonda, 360 derecelik bir manzaramız, hatta tam karşımızda dünyaca ünlü Eyfel Kulemiz var. Daha ne olsun!”

DSC_1180

Paris Balonu’ndan Eyfel manzarası.. Fotoğraf: Aslı Ulusoy-Pannuti

 

You Might Also Like

No Comments

Leave a Reply