Browsing Tag

Paris Göç Tarihi Müzesi


Paris-Fransa Öyküleri

Paris’te kaçak göçmen olduk!

15 Mayıs 2016
DSC_1102

Oyunun ana bölümünün geçtiği ve içine doldurulduğumuz kamyon konteyneri Paris Göç Tarihi Müzesi’nin sembolü heykelin hemen arkasında kurulmuş. Fotoğraf: Aslı Ulusoy-Pannuti

“Şu andan itibaren dediğim her şeyi yapacaksın, fırla dediğimde fırlayacaksın, dur dediğimde duracaksın, çömel dediğimde çömeleceksin! Şu andan itibaren tek kelime yok, çeneni kapatacaksın! Neden biliyor musun? Seni yakalarlarsa geri göndermek isteyecekler. Geri göndermek için nereden geldiğini soracaklar. Ağzını açmazsan ve kimliğin yoksa hiçbir yere gönderemezler, bu kadar kolay yani! Tek şeyi iyi sok kafana: Dediğimi yap ve çeneni kapa, şimdi koş çabuk koş!” Koşuyoruz, hem de gerçek bir telaşla..

Paris’teki Göç Tarihi Müzesi’nde, ‘Bilet’ (Ticket) başlıklı oyunun ‘içindeyiz’! Kahverengi satenden çizgili takım elbisesi, altın kaplama saati, boynundaki altın zinciri ve timsah derisi ayakkabılarıyla bir ‘kaçakçının’ yanımıza gelişiyle başlayan oyun, ilk anından itibaren seyirci olmaktan çıkarıp oyunun içine alıyor bizi. Şu sıralar tüm dünyanın, özellikle de Türkiye’nin ve Avrupa’nın gündemine oturan ‘göçmen’ sorununa, göçmenlerin bazen bitmek bilmeyen, kabus dolu yolculuklarına, yine onların gözüyle, seyirciyi ‘göçmen’ rolüne sokarak bakıyor oyun.

DSC_1088 Devamını oku


Paris-Fransa Öyküleri

Paris’teki Göç Tarihi Müzesi’nde ‘Sınırlar’ sergisi!

28 Ocak 2016
Goc Muzesi-Asli Ulusoy-Pannuti

Paris’teki Göç Tarihi Müzesi’nden.. Fotoğraf: Aslı Ulusoy-Pannuti

“Ege sularında boğulan bir aşkın hikayesi: Bir gün, bu defterde neler yazdığımı sen de göreceksin” başlığıyla veriliyordu haber. Küçük Aylan’ın cansız bedeninden sonra şimdi de savaştan kaçmış, aşık bir kadının günlüğüydü karaya vuran. Suriye’deki savaştan sevgilisiyle Türkiye’ye gelen, sevdiği adamın tek başına Almanya’ya gidişiyle onun ardına yollara düşen, ancak çıktığı ‘aşka / umuda yolculuk’ İzmir-Yunanistan arası bir yerlerde sonlanan genç kadının sulara kapılan Arapça günlüğü, yarım kalan bir aşk kadar, yarım kalan bir hayatın da özetiydi sanki.. Bu yazıyı, Radikal gazetesinin 28 Ocak 2016 tarihli sayısında, yine benim imzamla okuyabilirsiniz.

Albania, Kapshtice, 2000 Albanians crossing the Albanian-Greek border illegally. They walk at night, sleep during the day. After four or five nights, they take the train or bus in Greece to their destination, generally to the farmer for whom they work every season. During the illegal crossing, they are regularly picked up by Greek soldiers and given a beating. Sometimes they fall into the hands of the Albanian mafia, who rob them of any valuables they carry with them. Albanie, Kapshtice, 2000 Des albanais traversent la frontière grecque clandestinement. Ils marchent de nuit, et dorment le jour. Après 4 ou 5 nuits, ils prennent le train ou le bus en Grèce jusqu'à destination, généralement jusqu'à l'exploitation agricole pour laquelle ils travaillent chaque année. Lors de leur passage clandestin ils sont fréquemment arrêtés par les soldats grecs et frappés. Parfois ils tombent dans les mains de la mafia albanaise qui elur vole tout ce qu'ils ont emporté avec eux. © Ad Van Denderen / Agence VU

Go No Go, Avrupa’nın sınırları, Arnavutluk, 2000, Fotoğrafçı: Ad Van Denderen

Devamını oku